
Ürün geliştirme sürecinde veri toplama denince akla ilk gelen genellikle anketler oluyor. Kullanıcılara sorular soruyorsunuz, onlar cevaplıyor, siz de bu cevaplara dayanarak kararlar alıyorsunuz. Ancak son yıllarda telemetri verisi kavramı da masaya oturmaya başladı. Peki bu iki yaklaşım arasında ne fark var? Hangi durumlarda hangisini tercih etmelisiniz?
Telemetri verisi (Telemetry Data), kullanıcıların bir ürünle gerçek etkileşimlerinden otomatik olarak toplanan objektif verilerdir. Anket ise kullanıcıların kendi deneyimleri hakkında subjektif görüşlerini bildirdiği araştırma yöntemidir. İkisi de değerli, ancak tamamen farklı perspektifler sunuyor.
Telemetri verisi kullanıcının ne yaptığını gösterirken, anket kullanıcının ne düşündüğünü gösteriyor. Biri davranışsal gerçeklik, diğeri algısal gerçeklik.
Telemetri verisi ürününüz içine entegre edilmiş izleme sistemleri sayesinde toplanıyor. Kullanıcı hangi butona tıkladı, ne kadar zaman harcadı, hangi sayfada takıldı - bunların hepsi sessizce kaydediliyor. Bu veriler ham, işlenmemiş ve kullanıcının o andaki ruh haline bağlı değil.
Anketlerde ise süreç tamamen farklı. Kullanıcıya bir soru soruyorsunuz, o da hatırladığı, anladığı ve paylaşmaya istekli olduğu şekilde cevaplıyor. Bu süreçte birçok filtre devreye giriyor: hafıza, yorumlama, sosyal beklentiler.
Örneğin, bir kullanıcı anket sorusuna "Bu özelliği %100 kullanıyorum" diye cevap verebiliyor. Çünkü subjektif olarak kendini böyle hissediyor. Ancak telemetri verisi kontrol edildiğinde, kullanım oranının çok daha düşük olduğu ortaya çıkabiliyor.
İki veri türü arasındaki fark, sadece teknik bir detay değil - ürün kararlarınızın doğruluğunu etkileyen temel bir mesele. Kullanıcılar yalan söylemiyor, ancak insan algısı karmaşık bir süreç.
Anket katılımcıları bazen soruyu net anlayamıyor, bazen yanlış yorumluyor, bazen de hatırladıklarıyla gerçeklik arasında fark oluyor. Microsoft gibi büyük şirketler bu nedenle anketin ötesinde araştırmalar yapıyor - telemetri verileriyle anket sonuçlarını karşılaştırarak daha sağlam temellere oturtuyorlar kararlarını.
Sadece ankete dayanırsanız, kullanıcıların ne istediğini düşündüğünü öğrenirsiniz. Sadece telemetriye dayanırsanız, ne yaptıklarını bilirsiniz ama neden yaptıklarını bilemezsiniz.
Büyük teknoloji şirketleri bu ikili yaklaşımı sistematik olarak kullanıyor. Kullanıcı bir ankette "Bu özelliği sürekli kullanıyorum" dediğinde, o kullanıcının gerçek kullanım verilerine bakıyorlar. Çoğu zaman algı ile gerçeklik arasında ciddi farklar buluyorlar.
Bir e-ticaret platformu düşünün. Anket sonuçlarına göre kullanıcılar "Filtre özelliklerini çok kullanışlı buluyorum" diyor olabilir. Ancak telemetri verisi, filtrelerin gerçekte çok az kullanıldığını gösterebilir. Bu durumda problem filtrelerin kötü olması değil, belki de görünürlüğünün yetersiz olması olabilir.
Ya da tam tersi: Telemetri verisi bir özelliğin yoğun kullanıldığını gösteriyor, ancak anketlerde kullanıcılar bu özellikten memnun olmadıklarını belirtiyor. Bu da UX iyileştirmesi gerektiğinin işareti.
Eğer ürün yöneticisiyseniz, telemetri verisini performans ölçümü ve davranış analizi için kullanın. Hangi özellikler gerçekte kullanılıyor, kullanıcılar nerede takılıyor, hangi akışları tamamlıyor - bunları telemetri gösterir.
Anketleri ise motivasyon, memnuniyet ve gelecek beklentilerini anlamak için kullanın. "Neden bu özelliği kullanmıyor?" sorusunun cevabı telemetri verisinde yoktur.
Tasarımcıysanız, telemetri verisi size kullanıcı davranışının haritasını çizer. Ancak bu davranışın arkasındaki duygusal bağlamı anlamak için ankete ihtiyacınız var. İkisini birleştirdiğinizde, hem işlevsel hem de duygusal olarak etkili tasarımlar yapabilirsiniz.
Telemetri verisi ile anket arasındaki fark, aslında objektif gerçeklik ile subjektif deneyim arasındaki fark - ikisi birlikte kullanıldığında ürün geliştirmenin en güçlü araç setini oluşturuyor.
Dediğim gibi gidip gerçekten telemetre verileriyle derinlemesine görüşme yapmak, anketin çok daha ötesinde bir şey. Burada anket sonuçlarının bazen gerçeği yansıtmamasından kastım da, katılımcıların yalan söylemesi değil kesinlikle. Bazen anket katılımcıları soruyu net anlayamıyor olabiliyor, bazen yanlış yorumluyor olabiliyor. Ya da bazen mesela ben bunu şurada %100 kullanıyorum. Her zaman kullanıyorum işaretliyor. Ama o kullanıcı kontrol edildiğinde ona göre %100 ama aslında %100 kullanmamış gibi. O yüzden burada Microsoft anketin ötesinde bir araştırma yapıyor. Şimdi dataya baktığımızda da bir pozitif tarafımız var.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus sodales leo id commodo ornare.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus sodales leo id commodo ornare.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus sodales leo id commodo ornare.