
Ürün geliştirme sürecinde bir özelliği sürekli iyileştirirken, bir süre sonra yaptığınız her değişikliğin etkisinin giderek azaldığını fark ettiniz mi? İlk iyileştirmeler kullanıcı deneyiminde büyük farklar yaratırken, sonrakiler neredeyse görünmez oluyor. Bu durumla karşılaştığınızda kendinize "Bu benim için yeterli mi? Burada durmam lazım mı?" sorularını sormaya başlıyorsunuz.
Marjinal fayda azalması (Diminishing Marginal Utility), bir ürün özelliğine yapılan her ek iyileştirmenin getirdiği faydanın, bir öncekine göre daha düşük olması durumudur. Ekonomiden gelen bu temel kanun, ürün geliştirmede de kendini güçlü bir şekilde gösterir. İlk iyileştirmeler büyük etki yaratırken, sonraki her adım giderek daha az değer katar.
Bu durumun arkasında yatan mekanizma oldukça basittir. Bir ürün özelliğini geliştirmeye başladığınızda, ilk aşamada en kritik sorunları çözüyorsunuz. Bu sorunlar genellikle en görünür ve etkili olanlarıdır. Örneğin, kullanıcı deneyimi skorunuzu 6'dan 8'e çıkarmak, 10'dan 11'e çıkarmaktan çok daha kolaydır.
Her sprint'te aynı maliyet ve eforu harcıyor olsanız bile, elde ettiğiniz fayda giderek azalır. Bunun nedeni, kolay çözümler zaten tüketilmiş ve geriye daha karmaşık, daha az etkili optimizasyonlar kalmış olmasıdır. Bu noktada "yapabileceğiniz başka alan kalmadığı" durumla karşılaşırsınız.
Sabit maliyetlerle çalışırken, her ek iyileştirmenin marjinal faydası azaldıkça, yatırım getirisi de düşer. Bu, ürün geliştirmede doğal bir sınır oluşturur.
Marjinal fayda azalması, kaynak tahsisinde en kritik kararlara yön veren faktörlerden biridir. Bu kavramı görmezden gelen ekipler, çok fazla zamanı ve kaynağı tek bir özellik üzerinde harcarken, gerçekten etkili olabilecek diğer alanları ihmal edebilir.
Bu durum özellikle mükemmeliyetçi ekipler için büyük bir tuzak oluşturur. "Bu özelliği mükemmel hale getirebilirim" düşüncesiyle, giderek azalan getiriler için yüksek maliyetlere katlanmaya devam edebilirler. Oysa aynı kaynaklarla başka problemlere odaklanmak çok daha büyük değer yaratabilir.
Bir e-ticaret sitesinin ödeme sayfasını düşünün. İlk optimizasyon çalışmasında, karmaşık formu sadeleştirip dönüşüm oranını %15'den %25'e çıkarabilirsiniz. İkinci iterasyonda renk değişiklikleriyle %28'e yükseltiyorsunuz. Üçüncü denemede ise onlarca A/B testi yapmanıza rağmen ancak %29'a ulaşabiliyorsunuz.
Benzer şekilde, bir mobil uygulamanın yükleme hızını optimize ederken, ilk aşamada 10 saniyeden 3 saniyeye düşürmek mümkünken, 3 saniyeden 2 saniyeye düşürmek için çok daha fazla teknik çaba gerekir. 2 saniyeden 1.5 saniyeye inmek ise kullanıcı deneyiminde fark edilir bir iyileştirme bile sağlamayabilir.
Yapay zeka destekli özellikler geliştirirken de bu durumla sık karşılaşırsınız. İlk algoritma %70 doğruluk oranı sağlarken, %85'e çıkarmak nispeten kolaydır. Ancak %95'ten %97'ye çıkmak için gerekli veri ve hesaplama maliyeti, sağladığı ek faydayla orantısız olabilir.
Öncelikle her özellik geliştirme sürecinde net metrikler belirleyin. "Yeterli" seviyenin ne olduğunu önceden tanımlayın. Bu, hem ekip motivasyonunu korur hem de kaynak israfını önler.
İkinci olarak, düzenli olarak "Bu sprint'in getirisi, bir önceki sprint'in getirisinden ne kadar düşük?" sorusunu sorun. Eğer fark belirgin şekilde azalmışsa, o alanda çalışmayı durdurma zamanı gelmiş olabilir.
Üçüncü olarak, alternatif odak alanlarını sürekli değerlendirin. Mevcut özelliğin marjinal faydası azalırken, belki de hiç dokunmadığınız başka bir alanda çok daha büyük fırsatlar sizi bekliyor olabilir.
Son olarak, "mükemmel" yerine "yeterince iyi" düşüncesini benimseyin. Pareto ilkesini hatırlayın: genellikle sonuçların %80'i, çabanın %20'siyle elde edilir.
Marjinal fayda azalması, sonsuz optimizasyonun bir yanılsama olduğunu hatırlatan güçlü bir kavramdır. Gerçek başarı, en mükemmel ürünü yapmakta değil, kaynaklarınızı en etkili şekilde kullanarak maksimum değeri yaratmakta yatar.
O zaman siz de kendinize şu soruyu sormanız lazım. Bu benim için yeterli mi? Okey mi? Burada durmam lazım mı? Çünkü belki zaten çıkartabilecek başka zaten field kalmadı yani yapabileceğiniz ve orada doğal olarak duracaksınız. Ya da diyeceksiniz ki ya 10 benim için yeterlidir. Burayı daha daha da iyi bir hale getirebilirim. O zaman şunları şunları şunları deneyeyim 12'ye gitmek için diyebilirsiniz. Belli bir yerden sonra, 8'i 10 yaptınız, 11 yaptınız, 11.5 yaptınız, farkındaysanız o artık her bir yaptığınız maliyeti aynı tutsanız bile, her sprint bir şey deniyorsunuz mesela, sprintin maliyeti sabitsin ama marjinal faydası giderek azalıyor. Genelde her şeyin marjinal faydası azalır bu tarz konularda. Bu genel bir ekonomik kanun. Orada bir nokta diyeceksiniz ki, ben artık bu daha da azalan marjinal fayda için bu sabit, aylık sabit ya da Sprint başına sabit maliyetime katlanmak istemiyorum deyip orada duracaksınız. Başka bir probleme odaklanacaksınız bu sefer. Yani seçtiğiniz çözümler bitecek.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus sodales leo id commodo ornare.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus sodales leo id commodo ornare.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus sodales leo id commodo ornare.