
Yapay zekâ hakkında sayısız sunum dinliyor, sayısız LinkedIn paylaşımı görüyorsunuz. Ama çoğu zaman aklınızda asıl şu soru kalıyor: Yazılımcı olmayan biri, kendi işinde bunu gerçekten nasıl kullanıyor? Hangi noktada hayatını kolaylaştırıyor, hangi noktada sadece bir oyuncak olmaktan çıkıp gerçek bir araca dönüşüyor? Burak'ın bir etkinlikte paylaştığı deneyim, tam da bu sorunun somut bir cevabı niteliğinde.
Kısaca özetlemek gerekirse: Otomotiv sektöründe dokümantasyondan sorumlu bir endüstri mühendisi, yapay zekâya yazdırdığı bir Excel makrosu sayesinde 16-18 saat süren bir işi 3-4 saate indirdi. Üstelik bunu, kod yazma geçmişi olmadan başardı. Bu hikâyenin değerli olan tarafı, sonucun kendisinden çok yolun nasıl açıldığı.
Burak, bir otomotiv fabrikasında çalışıyor ve operatörlerin sahada kullandığı montaj talimatlarını, bunun yanında operatörlerin görmediği arka plan dokümanlarını hazırlıyor. Bu dokümanlar ürün ağaçlarına (BOM - Bill of Materials) dayanıyor ve ortalıkta 5000'e yakın ürün ağacı dolaşıyor.
Yeni bir ürün geldiğinde süreç şöyle ilerliyordu: Bu ürüne en çok benzeyen mevcut ürünü bulmak, referans olarak almak, ortak noktaları çıkarmak ve buradan yeni talimatı oluşturmak. Manuel yapıldığında bu işin tek bir ürün için 16-18 saate yayılması işten bile değildi. Hem zaman maliyeti yüksek hem de bu kadar veri arasında insan gözünün hata yapma ihtimali oldukça açık.
Burak'ın hikâyesinin en kritik noktası burası. Kendisi yazılımcı değil, endüstri mühendisi. Yani kod, normal şartlarda onun konfor alanının dışında bir alan. Ama yapay zekâ, bu sınırı geçirgen hale getirdi. Burak, ihtiyacını yapay zekâya tarif etti ve Excel'e gömülecek bir makro kodu (VBA macro) yazdırdı.
Burada işin ruhuna bakalım: Burak'ın güçlü olduğu taraf üretim, ürün ağaçları, hata modları, kalıp ve fikstür gibi alan bilgisi (domain knowledge). Eksik olduğu taraf yazılım. Yapay zekâ tam da bu boşluğu doldurdu. Yani işin uzmanı hâlâ Burak; yapay zekâ ise onun uzmanlığını çoğaltan bir kaldıraç görevi gördü.
Geliştirdiği akışta yeni bir ürün adı ya da kodu girildiğinde sistem şu çıktıları üretiyor:
Hata modlarını da ayrıca dosyadan çekecek şekilde tanımlamış. Yani sistem, sadece benzerlik araması yapmıyor; aynı zamanda kalite ve üretim parametrelerini de tek bir noktada birleştiriyor.
İlk bakışta hikâyenin başkahramanı zaman tasarrufu gibi görünüyor: 16-18 saatten 3-4 saate inen bir iş. Bu zaten başlı başına ciddi bir verim artışı. Ama bunun altında daha az konuşulan bir kazanım daha var: hata riskinin azalması.
Manuel olarak 5000 ürün arasında benzerlik aramak, referans seçmek ve hata modlarını eşleştirmek, doğası gereği insana açık bir süreç. Burada yapılan ufak bir kaçırma, sahaya yanlış talimat olarak yansıyabilir. Sistematik bir makronun devreye girmesi, hem hızı hem de tutarlılığı aynı anda iyileştiriyor. Bir tasarımcı ya da ürün yöneticisi için bu detay tanıdık gelecektir: Asıl değer çoğu zaman "daha hızlı" değil, "daha az hatayla ve daha tekrar edilebilir biçimde" yapmaktır.
Burak'ın deneyimi, masanızda biriken işlere farklı bir gözle bakmanız için iyi bir davet. Eğer haftanızda saatlerce tekrarlayan, kural tabanlı ama manuel ilerleyen bir iş varsa, muhtemelen orada bir otomasyon fırsatı duruyordur.
Bu noktada işe başlamak için birkaç pratik düşünce:
Burak'ın yaptığı şey otomotiv dokümantasyonuna özel görünebilir ama altındaki mantık oldukça geneldir: Büyük bir varlık havuzunda benzerlik bulmak, referans seçmek ve ilgili meta veriyi çekmek.
Benzer mantığı şu işlerde de görmek mümkün:
Hikâye değişiyor, mantık aynı kalıyor: Tekrarlayan kalıpları yapay zekâya bırakıp, karar verme ve yorumlama kısmını insana saklamak.
Evet. Burak da yazılımcı değil, endüstri mühendisi. Önemli olan, işi net tarif edebilmek. Yapay zekânın size ürettiği kodu anlamak ve test etmek için temel bir Excel bilgisi yeterli bir başlangıç noktası olabilir.
Burada anahtar, küçük adımlarla ilerlemek. Önce küçük bir veri kümesinde test edip çıktıları manuel sonuçlarınızla karşılaştırmak, güveni adım adım inşa etmenin en sağlıklı yolu.
Kural tabanlı, tekrarlayan ve veri yoğun işlerin olduğu her yerde benzer kazanımlar mümkün. Tamamen yaratıcı veya tamamen yüz yüze ilişki gerektiren işlerde ise yapay zekâ farklı biçimlerde, örneğin asistan olarak devreye giriyor.
Haftanızda en çok zaman alan ve en çok sıkıldığınız tekrarlayan işi seçin. Genellikle en büyük kazanç, en monoton görünen işten gelir.
Burak'ın hikâyesi, aslında yapay zekâ tartışmalarının merkezine sade bir cümle koyuyor: Uzmanlığınızı bırakmanıza gerek yok, sadece onu çoğaltacak bir kaldıraç bulmanız yeterli. Bir endüstri mühendisi, kendi alan bilgisini koruyarak, ama yazılım tarafındaki eksiğini yapay zekâ ile kapatarak haftalarca süren bir iş yükünü birkaç saate indirebiliyor.
Önümüzdeki dönemde fark yaratacak olanlar muhtemelen "yapay zekâyı bilenler" değil, kendi işini en iyi tanıyan ve yapay zekâyı o işin içine doğru biçimde yerleştirenler olacak. Burak'ın küçük makrosu, bunun çok somut bir örneği.
Hiç problem yok. Var mı eklemek isteyen birisi? Hocam ben ekleyebilirim. Tabii. Ben otomatik. Efendim isim neydi? İsmin Burak. Tamam. Burak, memnun oldum. İsmim Burak, ben de memnun oldum. Cumartesi Fünke Etkinlik'te de sizi katılmıştım orada, sizi dinlemiştim. Teşekkürler. Ben otomotiv sektöründe bir fabrikada çalışıyorum ve oradaki dokümentasyondan sorumluyum. Operatörlerin kullanacağı işte montaj, talimatlarını ve önce operatörlerin görmediği diğer dokümanları ben hazırlıyorum. Bu dokümanlard
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus sodales leo id commodo ornare.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus sodales leo id commodo ornare.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus sodales leo id commodo ornare.