
Bir ürünü piyasaya çıkardınız, kullanıcılar gelmeye başladı, hatta bazıları ürününüzü kullanmaya da başladı. Sonra bir ay sonra baktığınız zaman kullanıcılarınızın büyük bir kısmı gitmiş. Üç ay sonra neredeyse hiç kimse kalmamış. Bu durumda "Nerede kaybediyorum? Ne kadar süre elinde tutabiliyorum?" sorularını sormaya başlıyorsunuz. İşte tam bu noktada retention devreye giriyor.
Retention (Kullanıcı Tutma), bir ürünü veya hizmeti kullanmaya başlayan kişilerin belirli bir süre boyunca bu ürünü kullanmaya devam etme oranıdır. Kaç aydan sonra insanların ilgisinin azaldığını, kaç yıldan sonra müşterilerin gidip gitmediğini ölçen kritik bir metriktir. Acquisition (Kullanıcı Kazanma) ve activation (Kullanıcı Aktifleştirme) süreçlerinden sonra gelen bu aşama, ürününüzün gerçek değerini ve sürdürülebilirliğini gösterir.
Retention, diğer büyüme metriklerinden çok farklı bir yapıya sahiptir. Acquisition gibi dış faktörlere ya da activation gibi ilk deneyime odaklanmaz; bunun yerine uzun vadeli kullanıcı davranışlarını takip eder. Buradaki metrikler genellikle haftalık, aylık veya yıllık dönemler halinde ölçülür.
Bu ölçüm sistemi, problemin nerede olduğunu tespit etmeyi çok kolaylaştırır. Çünkü retention metrikleri, kullanıcıların ürününüzle olan ilişkisinin farklı aşamalarındaki davranışlarını net bir şekilde ortaya koyar. Bu sayede hangi noktada kaybettiğinizi görebilir ve o alana odaklanabilirsiniz.
Retention neden bu kadar konuşuluyor? Çünkü sürdürülebilir büyüme için kritik bir faktör. Düşünün: acquisition çok iyidir, sürekli yeni müşteriler gelir, ama retention kötüyse bir yerden sonra gelir de azalacaktır. İnsanlar gelmeyecek ve para kazanamayacaksınız.
Ters durumu da ele alalım: retention çok iyidir, mevcut kullanıcılar ürününüzü seviyor ve bırakmıyor, ama acquisition kötüyse yeni müşteri kazanamıyorsunuzdur. Ya da belki de acquisition ve retention ikisi de iyi, ama arada gelen kullanıcıyı aktif edemiyorsunuzdur.
Bu durumların her birinde farklı problemler var ve retention bu problemleri ayırt etmeyi sağlıyor. Bu başlıkları ayrı ayrı takip ettiğinizde üründeki problemi çok rahat tespit edebilirsiniz.
Bir mobil uygulama düşünün. İlk hafta kullanıcıların %80'i uygulamaya geri dönüyor, ama ikinci hafta bu oran %20'ye düşüyor. Bu, güçlü bir retention problemi sinyali verir ve geliştirme ekibinin ikinci hafta deneyimine odaklanması gerektiğini gösterir.
Bir SaaS ürününde ise retention genellikle aylık veya yıllık abonelik yenilemelerle ölçülür. Eğer kullanıcılar üçüncü aydan sonra aboneliklerini yenilemiyorsa, bu noktada ürün değerinin kullanıcılar tarafından tam olarak anlaşılmadığını düşünebilirsiniz.
E-ticaret platformlarında retention, müşterilerin ne sıklıkla tekrar alışveriş yaptığıyla ölçülür. İlk alışverişten sonra altı ay içinde tekrar gelmeyen müşteriler, retention probleminin boyutunu gösterir.
UX tasarımcısıysanız, retention metriklerine bakarak hangi kullanıcı deneyimi noktalarının iyileştirilmesi gerektiğini anlayabilirsiniz. Belirli bir süre sonra kullanıcı kaybı varsa, o dönemdeki kullanıcı yolculuğunu tekrar gözden geçirin.
Ürün yöneticisiyseniz, retention verilerini acquisition ve activation metrikleriyle birlikte değerlendirerek hangi alana yatırım yapmanız gerektiğine karar verebilirsiniz. Problem tespit etme konusunda bu ayrım size büyük avantaj sağlayacaktır.
AI üzerine çalışıyorsanız, retention prediction modelleri geliştirerek hangi kullanıcıların risk altında olduğunu önceden tespit edebilir ve proaktif aksiyonlar alabilirsiniz.
Retention, bir ürünün gerçek değerini ve kullanıcı memnuniyetini gösteren en net göstergedir - çünkü insanlar sevmedikleri şeyleri uzun süre kullanmaya devam etmezler.
Nerede kaybediyorum? Ne kadar süre elinde tutabiliyorum? Kaç aydan sonra insanların ilgisi azalıyor ya da kaç yıldan sonra müşterilerin ilgisi azalıyor gibi değerler burada retention'a. Sürdürülebilir büyüme için çok kritik ve hani dediğim gibi düşündüğünüzde activation ve acquisition'dan çok farklı bir şey, çok farklı metrikler var burada. Buradaki, yani bu benim özellikle bu başlıkları sevmenin en önemli sebebi, yani problemin nerede olduğunu tespit ettiğiniz zaman oraya çok rahat odaklanabiliyorsunuz. Yani hepsini iyi yapın. Retentionınız kötüyse ama belli bir yerden sonra revenü de azalacaktır. Hani insanlar gelmeyecektir ve para kazanamayacaksınız. Retentionınız çok iyidir, acquisitionınız kötüdür. Yeni müşteri kazanamıyorsunuzdur. Acquisitions çok iyidir. Retention da çok iyidir ama arada gelen kullanıcı aktif edemiyorsunuzdur. Yani bunları ayrı ayrı, hakikaten başlık olarak takip ettiğinizde bir çırpıda diyeyim, üründeki problemi çok rahat tespit edebiliyorsunuz.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus sodales leo id commodo ornare.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus sodales leo id commodo ornare.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Phasellus sodales leo id commodo ornare.