
Çoğu ürün yönetimi eğitimi şu soruyla başlar: "Ürün yönetimi nedir?" Turkcell Dijital Servisler için tasarladığımız program başka bir soruyla başladı: "Ürününüzün ana hedefini nasıl ilerletirsiniz?"
Nisan–Temmuz 2026 arasında 15 hafta süren, 13 modülden oluşan Turkcell DSS PM Masterclass boyunca cevaplanmaya çalışılan soru buydu. Programın son günü katılımcılar bir sınav çözmedi; kendi ürünleri için hazırladıkları büyüme planlarını Turkcell Dijital Servisler yönetim ekibine sundular.
Program bir eğitim kataloğundan seçilmedi. Tasarıma, Turkcell Dijital Servisler direktörleriyle yaptığımız keşif görüşmeleriyle başladık. Ürün ekiplerinin yapıları, ürün yöneticilerinin günlük iş akışları, karar mekanizmaları, ölçüm alışkanlıkları ve yönetimin beklentileri tek tek dinlendi. Müfredat bu görüşmelerin ardından şekillendi.
Ortaya çıkan tablo netti. Turkcell'in ürün yöneticileri deneyimli isimlerdi; eksik olan bilgi değildi. Asıl mesele zamanın nereye aktığıydı. Teslimat süreçleri, onaylar ve teknik koordinasyon, ürünü büyütme işine ayrılan alanı daraltıyordu.

Görüşmelerde öne çıkan ihtiyaçlar programın omurgasını belirledi:
Teslimattan büyümeye geçiş. Yönetimin talebi açıktı: ürün yöneticileri ürünlerini nasıl büyüteceklerine daha fazla vakit ayırabilmeli.
Ölçüm kültürünün derinleşmesi. Hedef ve metrik yapısı vardı; ancak metriklerin birbirine bağlandığı, segment kırılımıyla okunduğu ve karar üreten bir sistem hedefleniyordu.
Deney disiplini. Bir fikri inşa etmeden önce doğrulama ve canlıda etkisini ölçme pratiği güçlendirilmek isteniyordu.
Sahiplik ve girişimci refleks. Yönetimin ifadesiyle hedef, ürün yöneticilerinin kendi ürünlerine bir girişimci gibi bakmasıydı: potansiyel varsa üzerine gitmek, yoksa net karar vermek.
Rol çeşitliliğine hitap etmek. Aynı unvan altında içerik, gelir, büyüme, edinim ve elde tutma odaklı çok farklı roller vardı. Programın hepsine ortak bir dil kazandırması gerekiyordu.
Yapay zekanın işe entegrasyonu. Tüm direktörlerin ortak beklentisi, AI araçlarının günlük ürün yönetimi pratiğine gerçekten girmesiydi.
Ve en sık tekrar eden beklenti: teorik değil, uygulanabilir içerik. Her modülün "bunu bugün kendi ürününde nasıl uygularsın?" sorusuna cevap vermesi.
Programı ayakta tutan birkaç ilke vardı.
Büyüme odağı, teslimat odağı değil. Kullanıcı araştırmasından teknoloji okuryazarlığına kadar her modül büyüme sorusuna bağlandı. Amaç daha hızlı teslim eden değil, ürününü büyüten ürün yöneticileri yetiştirmekti.
Herkes kendi ürünü üzerinde çalıştı. Katılımcılar öğrendiklerini örnek vakalarda değil, doğrudan sorumlu oldukları ürün üzerinde uyguladı. Egzersizler dışarıdan bir şirketle başlayıp katılımcının kendi ürününde bitti.
Çerçeve değil, karar. Yöntemler amaç olarak değil araç olarak öğretildi. Her yöntem bir karar sorusuna bağlandı: neye yatırım yapacağız, neyi bilerek yapmayacağız, hangi sinyali görürsek vazgeçeceğiz.
Veriyle konuşma zorunluluğu. Ders içi çalışmalarda tekrar eden kural: her tespit bir veriyle desteklenecek. "Dönüşüm düşük" yeterli değildi; "neden düşük, bunu nereden biliyoruz?" sorusu her egzersizin içine gömüldü.
Ortalamaya değil segmente bakmak. Analiz ve teşhis çalışmaları toplam rakamlar üzerinden değil, davranışsal segmentler üzerinden yapıldı.
Öğrenme sınıfta bitmedi. Haftalık dersler tek başına bir öğrenme kanalı değildi; ders içi uygulama, ekip çalışması, birebir mentorluk ve yönetime sunum birbirini besleyen bir sistem olarak kurgulandı.
Program bir eğitim serisi değil, birbirine bağlı beş katmanlı bir yapıydı.

1. Haftalık yüz yüze modüller. Her hafta tek bir konuya ayrılmış atölye formatında oturumlar. Anlatım süresi bilinçli olarak sınırlı tutuldu; ağırlık tartışma ve uygulamaya verildi.
2. Ders içi uygulamalı vaka çalışmaları. Katılımcılar gerçek veri setleri ve gerçek ürün vakaları üzerinde çalıştı. Vakalar hem uluslararası ölçekli ürünlerden hem de Türkiye pazarından seçildi ve her biri bir karar noktasıyla bitti: "Ne öğrendik?" değil, "sen olsan ne yapardın ve neden?"
3. Kendi ürünü üzerinde uygulama. Ekipler öğrendikleri her yöntemi kendi ürünlerine taşıdı. Modüller ilerledikçe bu çalışmalar birikerek final projesini oluşturdu.
4. Birebir mentorluk. Eğitimlerin ardından eğitmenlerle birebir çalışmalar ve mentorluk seansları yapıldı. Ekiplerin kendi projelerindeki tıkanma noktaları bu seanslarda tek tek ele alındı; süreç boyunca ara checkpoint'lerle ilerleme gözden geçirildi.
5. Sunum Günü. Program, ekiplerin Turkcell DSS yönetim ekibine kendi büyüme planlarını sunmasıyla tamamlandı.
Program 13 modüle ve dört faza yayıldı. Her faz bir öncekinin üzerine inşa edildi; böylece katılımcılar dağınık başlıklar değil, stratejiden büyümeye uzanan bütünlüklü bir ürün süreci gördü.
Temel — Modül 1–3: Ürün stratejisi, yol haritası yönetimi, ihtiyaç analizi ve kullanıcı araştırmaları.
Veri — Modül 4: Ürün analitiği ve büyümenin takibi.
Uygulama — Modül 5–8: Kullanıcı deneyimi tasarımı, tasarım ekibiyle çalışma, teknoloji okuryazarlığı, yazılım ekibiyle verimli iş birliği.
Büyüme ve AI — Modül 9–13: Growth yönetimi, çözüm geliştirme ve validasyon, go-to-market ve paydaş yönetimi, yapay zeka araçlarıyla ürün yönetimi.
Modül 9 ve 10 programın büyüme çekirdeğini oluşturdu: ürünün mevcut durumunun segment bazında dürüstçe teşhis edilmesi, büyüme fırsatlarının sistematik biçimde haritalanması ve seçilen bahsin inşa edilmeden önce doğrulanıp canlıda ölçülmesi. Diğer tüm modüller bu çekirdeği besleyecek şekilde konumlandı.
Teknoloji modüllerinin tasarımında bilinçli bir denge gözetildi. Ürün yöneticisinin teknik konulara gereğinden fazla girmesi hem kendi stratejik alanını daraltıyor hem de teknik ekibin çözüm alanını kısıtlıyor. Amaç ürün yöneticisini mühendise dönüştürmek değil, teknik ekiple aynı dili konuşabilmesini sağlamaktı.
Program boyunca Jotform, Booking.com ve Preply gibi global şirketlerde üst düzey ürün liderliği yapmış isimler sınıfa konuk oldu ve kendi pratiklerini katılımcılarla paylaştı.
Program bir eğitim tamamlama belgesiyle bitmedi. Her ekip, program boyunca öğrendiklerini kendi ürününe uygulayarak bir büyüme business case'i hazırladı.

Business case'in kapsamı netti: hedefin netleştirilmesi, mevcut durumun dürüst teşhisi, hedefle mevcut durum arasındaki boşlukların tespiti ve önceliklendirilmesi, çözüm önerisi, doğrulama tasarımı, iş etkisi projeksiyonu ve riskler.
Bu süreç ekiplerin kendi başına bırakıldığı bir ödev değildi. Mentorluk seansları ve ara checkpoint'lerle desteklendi; teşhis ve çözüm aşamaları eğitmenlerle birlikte gözden geçirildi.
Sunum Günü'nde ekipler hazırladıkları business case'leri Turkcell DSS yönetim ekibine sundu. Değerlendirilen şey bilgi tekrarı değil, analizin derinliği ve önerinin gerçekliğiydi.
Müfredat şirkete göre yazıldı. Direktörlerle yapılan keşif görüşmelerinin ardından, ekiplerin gerçek çalışma biçimleri ve yönetimin beklentileri üzerine kuruldu.
Odak büyümeydi. Teknoloji ve tasarım modülleri dâhil her başlık, ürünü büyütme sorusuna bağlandı.
Sınıf dışı destek programın parçasıydı. Birebir mentorluk seansları ve ara checkpoint'ler, öğrenilenin uygulamaya dönmesini güvence altına aldı.
Yapay zeka ayrı bir başlık değil, işin bir parçası olarak ele alındı. Hem bağımsız modüller hem de günlük ürün yönetimi pratiğine entegrasyon düzeyinde.
Program bir sunumla değil, bir iddiayla bitti. Final çıktısı, yönetim ekibine sunulan gerçek bir büyüme planıydı.
Turkcell Dijital Servisler ile kurguladığımız bu ürün yönetimi programının benzerini, kurumunuzun öncelikleri, sektörü ve ekibinizin seviyesi doğrultusunda tasarlayabiliriz. Brick Institute olarak her programı ürün ekiplerinin gerçek çalışma biçimlerinden yola çıkarak kurguluyoruz: ekibinizin bulunduğu noktayı ve ulaşmak istediğiniz yeri konuşarak başlıyoruz.
Kataloğumuzu inceleyin → [Katalog İndir]
İletişim → egitim@brick.institute
Programlar hakkında detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz